Yamyam Kabile Hayatı – Baliem Vadisi

0
257

Kendilerine özgü yaşantılarını ve geleneklerini çağdaş dünyadan uzakta sürdürebilen topluluklara yolculuk; macera ruhunu her zaman içinde hisseden gezginlerin hayali olmuştur. Papua adasında bulunan ve aynı zamanda “beklenilmeyenler ülkesi” olarak da bilinen Baliem Vadisi ‘de, tüm bu özellikleri içinde barındıran birçok ilkel kabileye ev sahipliği yapıyor.

Seyahat kitaplarında Baliem vadisi için gezginlerin “hac” yeri denir… Gezmek bir yaşam biçimiyse, bu topraklara yapılan yolculukta bir nevi gezginlerin hac yeri sayılıyor.

Baliem Vadisi’nde ki, karayolu ulaşımı olmayan Wamena şehrini ve yakınında bulunan kabile köylerini ziyaret eden bazı belgesel yapımcıları ve sınırlı sayıdaki gezginlerin aksine, işin macera boyutunu arttırarak ve biraz da risk alarak, vadinin derinliklerinde, çoğu sarp dağ yamaçlarına yerleşmiş, şehire 3-4 gün yürüyüş mesafesi uzaklığındaki iki farklı kabilenin – Dani ve Lani- gibi bir çok köyünü yakın geçişte ziyaret etme fırsatı buldum.

Endonezya hükümeti, ataları yamyam olan bu kabilelerin bulunduğu bölgeyi ziyaret eden yabancıların güvenliğini sağlayamadığı için, seyahat öncesi Papua eyaletinin başkenti Jayapura’ da bulunan polis merkezinden “surat jalan” yani, seyahat izin belgesi alınması gerekiyor. Ekibimde bulunan, 1 yerel rehber ve 8 hamal ile birlikte, Dünyanın belkide en zorlu, uçurumlarla dolu, her anı ölümle burun buruna geçen ve hayat boyu hafızamdan silinmeyecek bir serüven yaşadım.

Nehir üzerinde eski tahta köprülerin bulunduğu, etrafı uçurumlarla çevrili, dar, çamurlu patikalarda düşe kalka ilerlediğim, nefesimin kesildiğini hissettiğim inişler ve tırmanışları kapsayan bu zorlu trekking, günde ortalama 8 saatlik bir yürüyüşle tam 9 gün sürdü.

Eşya taşıyıcılar ve Yerel rehberimizle birlikte konakladığımız barakamız.

Geceleri orman da çadır kurup uyudum, hamalların yanında taşıdığı mutfak malzemeleri ile yapılan sebze, tatlı patates ve önceden aldığım protein çikolatalarını yedim. Temiz su bulma konusunda ise büyük sıkıntılar yaşadım. Sabahları kaynatarak matarama doldurduğum 1 litrelik nehir suyu ile gün boyu idare etmek zorunda kalıyordum, susuzluğa dayanamayıp domuzlar ile beraber nehirden su içtiğim anlar da oldu!…


Dani Kabilesi

Dani bölgesine girmek derin bir gerçekliğe doğru yolculuk gibiydi. Bu coğrafya daha önce gördüğüm hiçbir yere benzemiyordu. Ataları yamyam olan Dani ve Lani halkı 250.000’e yaklaşan nüfusları ile Baliem vadisinin iç kısımlarında dağınık şekilde yaşıyorlar. Bambu ağacı ve saz kullanılarak yapılmış barakadan evler oval tasarımlı olarak düzenlenmiş ve hiçbir şekilde elektrik, tuvalet, mobilya gibi modern özelliklere sahip değiller.

Köyler, erkeklerin ve kadınların ayrı ayrı kaldıkları barakaların yanı sıra, aşçı barınakları ve Danililerin yaşamlarında merkezi bir rol oynayan domuz barınaklarından oluşuyor. Evli erkekler cinsel birliktelik yaşamak istediğinde belli bir süreliğine eşlerinin yanına gidiyorlar. Çocuk doğuran kadınların daha iyi süt verebilmeleri için ilk 3 yıl eşleri ile beraber olmaları ise yasaklanmış.

Kabilelerde kullanılan araç ve silahlar; ahşap, taş, kemik, kök ve bambular kullanılarak yapılıyor. Erkekler penislerinin üzerine taktıkları “Koteka” (su kabağından yapılmış kılıf) dışında başka hiçbir şey giymiyorlar.

Tütün ve değerli eşyalar da koteka içlerinde muhafaza ediliyor. Her kabile farklı koteka stilini yaratmak için değişik türde kabak yetiştiriyor. Bu kabaklar sadece erkekler tarafından yetiştirilip toplanıyor. Dani kabilesi uzun ve ince, Lani kabilesi ise orta boyda geniş top gibi bir kabak kullanıyor. Kadınlar geleneksel olarak sadece kısa bir etek giyip, sırtlarını örtecek şekilde dokuma bir çanta kullanıyorlar.

Vadide çok fazla av hayvanı olmadığı için, avcılık pek yaygın değil. Kabilelerin temel besin kaynakları ise çiftçilik. Gün boyu 70 çeşit tatlı patatesin ve bir kaç farklı sebze çeşidinin yetiştiği bahçeleri ile uğraşıyorlar.

Sadece protein kaynağı olan domuzlar aynı zamanda birer statü sembolü ve serveti tanımlayan kabile kültüründe önemli bir rol oynuyor. Bir erkek için ne kadar domuz, o kadar zenginlik ve o kadar kadın anlamına geliyor…

Dani Kabilesi Geleneksel Domuz Festivali

Domuzların sadece düğün ve ölüm gibi törenlerde kurban edildiği söylensede en az iki haftada bir et tüketilmesini sağlamak için domuz festivalleri yapılıyor. Bu festivallerde erkekler genellikle burunlarına domuz dişleri takıp, domuz yağı, is, kil ve çamur ile vücutlarına desenler yapıyorlar. Çeşitli dans ve ritüeller ile birlikte gerçekleşen festivalin ilk aşamasında, saygı gereği domuzu ok ile kalbinden vurarak öldürüyorlar.

Dani Kabilesinde domuz festivali için ok ve yay kullanılarak öldürülen domuz.

Sonrasında ise bir pişirme çukuru kazılıyor ve yeşilliklerle kaplanıyor. Sürtünme yoluyla ilkelce yakılan ateş, ok ve yay ile vurulmuş domuzu pişirmek için kullanılan ısıtma taşını ve ahşap bir kazığı yakıyor. Kılları yakılarak derisi temizlenen domuz, bambu dan yapılmış bir bıçak yardımı ile tüm iç organları çıkartılarak temizleniyor.

Devamında ise pişirme işlemi başlıyor: ısının sabit tutulması ve yemeğe daha fazla tat vermesi için önceden kazılan çukurun ilk katmanı kamış otu veya özel akasya yapraklarıyla (yerel dilde “Pabika”) dolduruluyor ve ikinci yaprak katmanıyla kaplanarak buraya da tatlı patatesler ile sıcak taşlar yerleştiriliyor. Tüm tatlı patatesler çukuru dolduruncaya kadar bu işlem tekrarlanıyor.

Bunların üzerine bir katta tatlı patates yaprağı ekleniyor. En üste ise domuz yerleştirilip tekrar yaprak ve sıcak taş konuluyor. Son işlem olarak tüm yiyeceklerin üstü kalın kamış otuyla kapatılarak iyice pişmesi sağlanıyor. Pişirme süresi içerideki tatlı patateslerin boyutuna ve miktarına göre 1 ila 1,5 saat sürüyor. Festival yemeği hazırlandığında gruplar halinde, kadınlar sakatat, tatlı patates ve yeşillikleri yerken, erkekler çoğunlukla et yiyorlar.

Asırlık National Geographic sayfalarının arasında yürüyormuş gibi hissedeceğiniz bu festival yaklaşık 6 saat sürüyor..

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here