Laos ‘a Pasaportsuz ve Vizesiz Giriş Hikayem

Ana Sayfa Asya Laos Laos 'a Pasaportsuz ve Vizesiz Giriş Hikayem

2011 yılında büyük bir risk alarak Pasaportumu Kamboçya ‘da bıraktım ve sınırı geçerek illegal olarak Laos ‘a girdim.  İşte hikayesi!

Bir Milyon Filin Ülkesi

2 Eylül 2010 tarihi seyahat hayatımın en kötü günlerinden biriydi. Büyük bir üzüntü ve hayal kırıklığı içerisinde, Kamboçya’nın başkenti Phnom Penh’de ki otel odama kapanıp iki gün boyunca hiç dışarıya çıkmayarak düşünmeye başladım. Aklımda ise sadece tek bir soru vardı: Türk pasaportu ile vize alamadığım Laos ’a nasıl girebilirim?  

O yıl askerden yeni dönmüştüm. Son 1.5 yıl içerisinde vatani görev için önce Ankara sonrasında ise Afganistan’da görev yapmıştım. Özgürlüğümün kısıtlı olduğu zor zamanlardı.  Afganistan’ın devasa kum çöllerinde bulunan askeri kampımızda, gecenin ıssız saatleri çadırımdan çıkar, gökyüzüne bakarak geçen uçakları seyreder ve yeniden özgürlüğüme kavuşup, seyahat edebileceğim günlerin hayalini kurardım hep. 

Seyahat üzerine kurduğum bu hayallerimin ise en tepesinde Laos vardı. Nedeni, 2005-2009 yılları arasında bu ülkeyi defalarca ziyaret etmiş ve unutulmaz güzellikte, anı ve macera dolu günler geçirmiş olmamdı. Laos benim için her zaman çok özeldi. Başka hiçbir ülkede Laos ’da olduğum kadar kendimi huzurlu ve mutlu hissetmemiştim çünkü.

Victoria Clup – Pakse

Laos,  o yıllarda Türkler ve diğer yabancılar tarafından pek bilinmeyen, turizme ise yeni yeni açılmış bir ülkeydi. Güler yüzlü, utangaç ve yardımsever halkı, insanların çok sık görmedikleri yabancılara olan ilgi ve sevgisi, ucuz yaşantısı, fillerin anavatanı olması gibi pek çok özelliği beni bu bakir ülkeye daha da bağlamıştı. Bir ülke düşünün ki, gittiğiniz yerlerde sizi sanatçı gibi, bir kral gibi karşılasınlar! Laos o yıllar tam da böyle bir ülkeydi işte. Pakse ’de ne zaman bir kulübe veya restorana gitsem insanlar çok sıcak karşılar, hatta bazen fotoğraf çektirmek için sıraya girer ve mutlaka içecek bir şeyler ısmarlamak için ısrarcı olurlardı.

Champasak Province – Laos

Seyahat hazırlıkları

Teskeremi alıp Türkiye’ye dönüşümün ardından, hiç vakit kaybetmeden seyahat planımı yapmaya başladım. Şimdilerde çok yakın dostum olan Savaş ile de o sırada tanıştık.  Savaş,  sıra dışı seyahatleri seven çok renkli bir kişilik. Laos gezi planımdan bahsedince o kadar heyecanlandı ki, hiç düşünmeden: ‘’hadi alalım hemen biletleri’’ dedi… Ve böylelikle 4 gün sonrası için birlikte yola çıkmaya karar verdik.

Türkiye’den Laos’a direk uçuş olmadığından, önceki seyahatlerimde olduğu gibi önce Tayland’a, ardından Kamboçya’ya geçmemiz gerekiyordu. Kamboçya, Laos vizesinin en rahat alındığı ülke: sabah bir turizm firmasına pasaportunuzu veriyorsunuz, birkaç saat içerisinde Laos vizenizle birlikte pasaportunuzu size geri iade ediyorlar. 

Planımız Tayland üzerinden Kamboçya’ya geçmek, orada birkaç gün gezip Laos’a ulaşmaktı. Daha sonra tekrar Kamboçya’ya dönerek uçakla Malezya’ya geçip İstanbul’a dönecektik. Kamboçya sınırda çok girişli vize vermediği için önce İstanbul’daki Kamboçya Fahri Konsolosluğundan tek girişli turist vizelerimizi aldık. Kamboçya’ya vardığımızda da havalimanından tek girişlik birer vize daha alacaktık. (Normal de bir ülke için geçerli vizeniz varsa ikinci vizeyi alamıyorsunuz fakat Kamboçyalılar havalimanındaki vize yoğunluğundan dolayı pasaportunuzda geçerli başka bir Kamboçya vizesi olup olmadığını kontrol etmiyor.) 

Uzun zamandır beklediğim gün, 28 Ağustos sabahının ilk ışıkları ile birlikte gelmişti sonunda. Evimin birkaç sokak ötesindeki camiden gelen sabah ezanının sesiyle uyandım. Yola çıkmaya hazırdım artık… Yıllardır seyahat etmeme rağmen, o sabah ki yaşadığım heyecanı size kelimelerle tarif etmem mümkün değil! Savaş ile Atatürk havalimanında buluştuk. Onun heyecanı da en az benim ki kadar yoğundu, bunu gözlerine bakarak rahatlıkla anlayabilirdiniz…  

Uçak ile önce Dubai ’ye daha sonra ilk defa bineceğimiz için sabırsızlıkla beklediğimiz dünyanın en büyük uçağı A380 ile Tayland ’ın başkenti Bangkok ’a uçtuk… Bangkok ’da bir gün gezip dolaştıktan sonra bu ülkede daha fazla vakit kaybetmemek için Kamboçya ’nın başkenti Phnom Pehn ’e gitmek üzere Tayland ’dan ayrıldık.

Phnom Pehn havalimanına vardığımızda ikinci vizelerimizi sorunsuz bir şekilde alarak ülkeye girişimizi yaptık. Havalimanında bizi Kamboçyalı arkadaşlarım Han ve Pros karşıladı. İkisini de çok özlemişim. Kamboçya ’yı uzun yıllardır ziyaret ettiğimden birçok arkadaş ve güzel bir ortam elde etmiştim..

Konaklayacağımız otele giderek eşyalarımızı bırakıp hazırlandıktan sonra, uçakta tanıştığımız Avustralya ‘lı çiftide yanımıza alarak Han’ın evine doğru yola çıktık. O sırada diğer Kamboçyalı arkadaşlarımın da hepsi Han’ın evinde toplanmışlardı.  Sabahın ilk ışıklarına kadar bizim için hazırladıkları parti de bolca eğlendik; yedik, içtik, dans edip, Türkçe ve Khmerce şarkılar söyledik… Özetle unutulmaz bir geceydi. 

Sonraki iki günde aynı keyifte devam etti… Her şey yolunda gidiyordu; askerliğin yorgunluğu, stresi tamamen yok olmuştu artık.. Savaş’da yaşadığı kültür şoku karşısında çok etkilenmişti.. Kısaca keyfimiz çok yerindeydi. Laos macerası için tamamen hazırdık artık. Bir o kadar da sabırsızlanıyorduk… Öncelikli planımız, önümüzdeki sabah vize müracaatını yapıp, ertesi günde sabah otobüsü ile Kamboçya’nın Laos sınırındaki şehri olan Stung Treng ’e geçmekti.. 

Phnom Penh de ev partisi

Laos vizesi için müraacat günü – 2 Eylül 

Kamboçya’dan Laos vizesi almak için konsolosluğa müracaat etmeniz gerekmiyor. Bu işi birkaç dolar karşılığında sizin için halleden tur firmaları var.  Bende sabah erkenden,  Savaş’ında pasaportunu yanıma alarak, daha önceleri bana vize konusunda yardımcı olan ve kaldığımız otelin birkaç blok ötesinde bulunan tur firmasının yolunu tuttum.

Ofise vardığımda vakit kaybetmeden, her zaman ki gibi başvuru formlarını doldurup, vize harcını ödeyerek pasaportlarımızı teslim ettim. Odaya geri döndüğümde Savaş’ı uyanmıştı, o sırada Han ve Pros’da geldiler. Hep birlikte kahvaltı yapıp o gün yapacaklarımızı planlamaya başladık. Kahvaltının ardından terminale gidip ertesi gün için Stung Treng sınır şehrine otobüs biletlerimizi aldık.  

Savaş ile ilk tanıştığımız günden itibaren ortak konumuz hep Laos olmuştu. Bu ülkeyi o kadar çok anlattım ki ona, haliyle Laos ile ilgili beklentileri bir hayli yüksekti. ‘’Acaba beklentilerini gereğinden fazla mı yükseltmiştim’’,  ‘’Ya benim etkilendiğim kadar bu ülke onu etkilenmezse.’’…  Bu durumdan mı kaynaklı bilmiyorum fakat bir an da içimi tarifsiz bir huzursuzluk kaplamıştı. 

Öğleden sonra pasaportları almak için tur firmasına gittiğimizde bu sıkıntının nedeni o an belli oldu. Firma yetkilisi mutsuz bir yüz ifadesi ile bizi selamlayarak:  ‘’ Laos’un güvenlik gerekçesiyle vize politikalarında gittiği değişiklikten dolayı, içinde Türkiye’nin de bulunduğu 16 ülkeye express vize uygulamasını kaldırdığı bilgisini aldık, üzgünüz bu yüzden exp.vize müracaatımızı kabul etmediler.’’ dedi.  Önce şaka yaptığını düşündüm, böyle bir şey nasıl olabilirdi ki?

Fakat pasaportu kontrol ettiğimde şaka olmadığını acı bir şekilde anlamış oldum. Kısa süreli yaşadığım şok etkisinin ardından, hemen bir taksiye atlayarak Laos konsolosluğuna gittik. Görüştüğüm vize memuruna eski Laos vizelerimi de göstererek, neden vize alamadığımı sordum.  

Konsolosluk çalışanı aynen şu ifadeleri kullandı: ‘’ geçtiğimiz sene arapların karıştığı birçok istenmeyen olay ve kargaşalar yaşandı. Bundan dolayı daha önce havalimanı sınırlarında ya da aynı gün konsolosluklarda turist vizesi verdiğimiz 16 ülkeyi güvenlik listesine almak zorunda kaldık. (Arap ülkeleri, Afrika ülkeleri ve Türkiye). Bu ülke vatandaşları Laos’a turistlik amaçlı gitmek isterlerse konsolosluğa gelerek müracaatta bulunacak ve pasaportlarını teslim edecek. Pasaportları Laos’un içişleri bakanlığına gönderilerek güvenlik soruşturmasından geçirilecek. Uygun görülürse vize verilecek. Bu işlemler 15 gün ile 1 ay arası sürüyor bilginiz olsun’’. 

Konsolosluktan çıktığımızda Savaş’ın ağzını bıçak açmıyordu. Uzunca bir sürede hiç konuşmadık… Otele döndüğümüzde ağzından çıkan ilk cümle; ‘’şimdi ne yapacağız?’’ oldu. Açıkçası ne yapacağımızı bende bilmiyordum. Seyahatin bitmesine 9 gün vardı ve ikimizde daha fazla Kamboçya’da kalmak istemiyorduk. Muson dönemi olduğu için Tayland’ın adalarında da aşırı yağış vardı ve oraya da gidemedik. Anlayacağınız, Phnom Penh’de sıkışıp kalmıştık.. 

Savaş’a ertesi gün sabah kahvaltısına kadar bana müsaade etmesini, odaya gidip düşüneceğimi ve bir yolunu bulmaya çalışacağımı söyledim. Beynim iyice durmuştu.. Han ve Pros veda etmek için gece odamın kapısını çalana kadar yorgunluktan uyuyup kalmışım. Durumu onlara da anlattım; ikisi de çok üzüldüler.  Ertesi sabah kahvaltı için Savaş geldiğinde, bir yolunu bulup Laos’a gideceğimizi ve bana güvenmesini istedim. 

O gün akşama kadar odadan hiç çıkmadım ve Laos’a nasıl girebiliriz diye düşündüm durdum. Aklıma ilk gelen; sınır şehrine gidip orada bir taksici ile anlaşmak ve Kamboçya – Laos sınırına yakın bir yere kadar taksi ile devam ettikten sonra sınırı yürüyerek geçmek oldu. Fakat Khmer rejiminin yaşandığı 1975-1979 yılları arasında Kamboçya topraklarına yerleştirilen ve halen temizlenmemiş yüzbinlerce mayının olduğunu hatırlayınca, bu fikirden anında vazgeçtim.

Kamboçya – Laos sınırı iyi bildiğim bir yerdi. Daha önce defalarca bu sınır kapılarını kullanıp Laos’a geçmiştim.. O günlerden en net hatırladığım ise hem Kamboçya polisinin hem de Laos polisinin giriş çıkışlarda 1 dolar rüşvet aldığıydı.. Hatta bir seferinde Kamboçya’dan çıkacağım için Kamboç polisine 1 dolar ödemeyi reddettiğimden dolayı, uydurduğu bahanelerle beni 1 saate yakın sınırda bekletmişti. Anlayacağınız iki ülkenin polisi de rüşvet almayı seviyor fakat legal olarak giriş çıkış yapan turistlerden 1 dolar almak farklı şey, illegal bir giriş için turistten rüşvet almayı kabul etmek apayrı. 

Ülkeler ile ilgili sınır geçiş işleyişini ve kurallarını çok iyi bildiğimden Laos polisinin böyle bir teklifi kabul etmeyeceğini biliyordum. Çünkü Laos’dan ayrılırken pasaport kontrolünde vizem olmadığı anlaşılırsa beni ülkeye sokan polisi rahatlıkla bulabilirler. Ayrıca otel konaklaması için resepsiyonistler turistleri kayıt altına almak için hem pasaport hem vize kontrolü yapıyorlar.

Hiç bir polisin böyle bir risk alması mümkün değil. Fakat Laos’a girmek için sınır polisinden de başka bir şansım yok gibi gözüküyordu. Bu işi para ile çözeceksem eğer;  çok iyi planlamalı, sınır polisinin tamamen güvenini kazanmalı ve aklında hiçbir soru işaretine yer bırakmamalıydım. Uzunca bir süre düşündükten sonra aklıma harika bir fikir geldi. Açıkçası o an kendime o kadar çok güveniyordum ki, bu fikrin kesin işe yarayacağına hem kendimi hem de Savaşı inandırmıştım. Zaten kaybedecek neyimiz vardı ki?  

Hemen otobüs terminaline gidip ertesi sabah için sınır şehri Stung Treng’e yeniden iki bilet satın aldık. O gün yaşadığım heyecan ve vücudumun salgıladığı adrenalin den dolayı sabaha kadar uyuyamadım. 4 Eylül sabahı Han ve Pros ile vedalaşıp bir sonraki seyahatte görüşmek üzere Phnom Penh’den ayrıldık. 9 saatlik yorucu bir otobüs yolculuğun ardından Stung Treng’e ulaştığımızda sınır kapıları çoktan kapanmıştı. Bir otele yerleşip uzunca sohbet edip bir eyler içtik ve çok geç saate kalmadan uyuduk. 

Sınır Geçişi

Sabah uyanır uyanmaz hiç vakit kaybetmeden bizi sınıra götürecek bir taksi ayarladık ve 20 dk içerisinde sınırdaydık.. Kamboçya’dan çıkış zamanı gelmişti artık. Karşılaşabileceğimiz muhtemel ilk problem: Kamboçya’dan çıkış yaparken sınır polisinin Laos’a giriş vizemizi sorma ihtimaliydi. (Karayolu ile bir ülkeden diğerine geçerken çıkış yaptığınız ülkenin sınır polisi, normal şartlarda giriş yapacağınız ülkenin vizesi var mı yok mu diye kontrol eder. Fakat o ülkeye vizeye ihtiyacınız olup olmadığını bilemezler: özellikle hiç tanımadıkları bir ülkenin vatandaşıysanız… Bunun nedeni; örn. Kamboçya’dan çıkış yaptınız ve Laos vizeniz olmadığı için Laos’a giremediniz. Kamboçya’ dan çıktığınız için Kamboç vizenizde yandı. O zaman ne olacak? İki ülke arasında mahsur kalacaksınız.)  

Bugüne kadar Kamboçya polisi çıkış yaparken Laos vizemi zaten hiç kontrol etmemişti. Bir ihtimal kontrol edecek olsa dahi vereceğim cevabı çoktan düşünmüştüm. Vizemi sorması halinde: ‘’ Laos Türk vatandaşlarına vize uygulamasını kaldırdı’’ diyecektim. Bunu kontrol edip doğrulatması imkansızdı. Kaldı ki, biraz daha zorlasa: ‘’Kamboçya’ya geçerli bir vizem daha var, Laos’a giremezsem tekrar Kamboçya’ya giriş yaparım.’’ diyecektim.  

Göç ofisinin olduğu derme çatma kulübeye vardığımızda, çıkış işlemleri için pasaportları polise uzattım ve hiç itiraz etmeden istediği 2 doları ödedim. Önceden olduğu gibi, polis Laos vizesini hiç sormadı ve sorunsuz şekilde çıkış mührünü pasaportumuza basarak iade etti. Sonrasında 10 dakikalık yürüyüşle sınırın Kamboçya tarafından ayrıldık ve Laos topraklarına ulaştık.  İşin en zor kısmı başlamıştı artık.. 

Kamboçya Laos sınırı

Laos güneydoğu Asya’nın en fakir ülkesi olduğu için sınır bölgesi Kamboçya’nınkinden çok daha vasattı. Tahta malzemeden yapılmış derme çatma bir kulübe içerisinde birkaç tane polis memuru, yiyecek içecek satan bolca pazar esnafı ve bir döviz bürosu ile ülkeye giriş yapanların pasaportlarını kontrol eden iki güvenlik görevlisi. Hepsi bu kadar! Dünyadaki 5 komünist ülkeden biri olan Laos ’da polis maaşlarının oldukça düşük olduğunu biliyordum. Tahminimce, rütbesine göre 30 -70 dolar arası maaş ve buna ilaveten 50 kg da pirinç yardımı alıyorlardı.  

Riski en aza indirmek için Laos gümrüğünde aceleci davranmamamız gerektiğinin farkındaydım. Bunun için öncelikle sıradaki insan yoğunluğunun bitmesi bekledik. Kamboçya’dan gelen avrupalı turist ve diğer Khmer-Lao vatandaşlarının Laos’a girişleri yaklaşık 1 saat kadar sürdü. İşe koyulmanın vakti gelmişti artık… İki gün önce Laos’un tüm polis rütbelerini internetten araştırdığım için o an gümrük ofisindeki polislerin içerisinde kimin yetkili olduğunu anlamam kolay oldu: genç bir komiser (onlar teğmen diyorlar).. omuzdaki sarı apoletin ortasında ince bir yeşil çizgi ve iki yıldız…

Vize memurlarının görev yaptığı camekanın arka tarafında telefonuyla oynuyordu. Konuşmak için yanına gitmenin dikkat çekeceğini düşünerek, sabırla dışarıya çıkacağı zamanı bekledim. Zaman durmuştu adeta, vakit geçmek bilmiyordu… Uzunca bir süre beklememin ardından genç teğmen nihayet kapıya çıktı. Savaş’a biraz uzaklaşmasını söyleyerek, teğmenin yanına yaklaştım ve hafif tebessüm ederek Lao dilinde selam verdim ‘’ Sabaidi’’…

Karşılıklı selamlaşmanın ardından kısaca kendimi tanıttım: Türk vatandaşı olduğumdan, daha önce Laos’u birçok defa ziyaret ettiğimden, ülkelerini ne kadar çok sevdiğimden bahsettim. Yardımı olacağını düşündüğümden daha önceki Laos ziyaretimde çektiğim bazı fotoğrafları, Kamboçya’daki bir fotoğrafçıdan kağıda bastırarak yanıma almıştım. 

O fotoğrafları çantamdan çıkartıp,  hikayeleri ile birlikte anlatmaya başladım. Bu keyifli sohbetimiz yaklaşık 5 dk kadar sürmüştü ki, esas konuya girmenin zamanı geldiğini düşünerek girişi yaptım…  Polise alenen rüşvet teklif etmenin riskli olacağını ve başıma iş açma ihtimalinin yüksek olduğunu biliyordum. Onun için ilk sorum: ‘’Sınır kapısında vize uygulamanız var mı?’’ demek oldu. Hayır cevabını alınca başımızdan geçenleri bir bir anlatmaya başladım. Sonrasında; ileride bekleyen arkadaşım Savaş’ın bir işadamını olduğunu, kendisine özel rehberlik yaptığımı ve eğer Laos’a giremezsem ona karşı çok mahçup olacağımı söyledim. ‘’ Tek isteğimiz sınıra 2-3 saat uzaklıktaki Pakse şehrine gitmek ve orada birkaç gün vakit geçirip tekrar Kamboçya’ya geri dönmek.’’, ‘’bize yardımcı olamaz mısınız ?’’ 

Teğmen: ‘’Nasıl yardımcı olmamı bekliyorsun?’’ diye cevap verdiğinde ise dedim ki: ‘’Ben daha önce defalarca Laos’a gittim, bu ziyaretlerimde hiç vize ihlalim olmadı. Vizede belirtilen süreyi hiç geçirmedim. Buyurun pasaportumu ve eski Laos vizelerimi inceleyin. Size 250 dolar para versem ve teminat olarak ayrıca pasaportlarımızı da bıraksam, 5-6 gün Pakse şehrine gidip sonra geri dönsem ve pasaportlarımızı sizden geri alarak 250 dolar daha ödesem kabul eder misiniz?’’ 

Konuşmamı dinleyen teğmen biraz afallamıştı açıkçası. Bir yılda kazanacağı parayı bir haftada ödeyecektik sonuçta, nasıl afallamasın…! Kısa bir sessizliğin ardından konuşmama kaldığım yerden devam ettim:  ’’Bizim tek niyetimiz Pakse’ye giderek bir motosiklet kiralamak ve daha önce ziyaret ettiğimiz Champasak köylerinden birinde fil safarisi yaparak fotoğraf çekmek. Pakse’de Sabaide 2 guest house’da kalacağız ve sahibini de iyi tanıyorum. Pasaportum yanımda olmadan o guest house’da sorunsuz bir şekilde konaklayabilirim ve motosiklet kiralayabilirim…  

Eğer oldu da şehir de bir polis kimlik kontrolü yapmak isterse, pasaportlarımızı kaybettiğimizi ve Bangkok’daki Türk elçiliğinden geçici seyahat belgelerimizi beklediğimizi söylerim…  Siz önümüzdeki hafta hangi gün sınırın diğer tarafında (Laos’dan çıkış) görev yapacaksanız bana bir gün önceden telefon edersiniz, bende o gün gelirim ve pasaportumu sizden alarak Kamboçya’ya giriş yaparım. Sizi hiçbir şekilde zor duruma sokmayacağıma emin olabilirsiniz…’’ Konuşmamı tamamlamamın ardından teğmen, eli ile koluma birkaç defa dokunarak gülmeye başladı ve ‘’arkadaşını da çağır gelsin’’ dedi. Bende Savaş’a işaret ederek yanımıza çağırdım.

Beklemediğimiz bir tepki ile karşılaşma ihtimalinden dolayı ikimizde biraz tedirgindik. Fakat Savaş’la selamlaşmasının ardından teğmen; ‘’tamam kabul ediyorum, sınırı geçmenize izin vereceğim’’ deyince, o an endişe yerini büyük bir sevince bıraktı. Karşılıklı telefon numaralarımızı alıp, 250 dolar parayı ödeyerek Pasaportlarımızı teslim ettik. İki taraf içinde minimum riskle maksimum kazançlı bir anlaşma yapmıştık.

Teğmen ile beraber pasaport kontrol noktasından birlikte çıktık.  Sonrasında Pakse otobüsüne binene kadar da bize refakat etti. Amacımıza ulaşmıştık sonunda, Laos ’daydık artık..

Laos sınır kasabası

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here