Kayıp Şehir Angkor Wat

Ana Sayfa Kamboçya Seam Reap Kayıp Şehir Angkor Wat

Cennetin çağrıştırdığı duygularda güzellik anlayışı gibi kişiden kişiye değişebilir. Bu sözcük dünyevi anlamına büründüğündeyse pek çok insanın aklına cennete özgü zevklerle donatılmış, düşsel bir yer gelir. Uzun zaman önce insanlar yeryüzünde de uzaklarda bir yerlerde güzel mi güzel, huzurlu, insanın ruhunu besleyen gerçek bir cennet olduğuna inanırdı. Artık keşfettiğimiz gibi, böyle cennetler gerçekten de var. Çoğu çok ıssız, ulaşım için ciddi çaba gerekiyor. Ama bunun karşılığında da sıkıntıların yerini esine bıraktığı, bir tatlı huzur sunuyorlar. Angkor bu cennet köşelerinden birtanesi.

Angkor ‘u 2000 sonbaharında , 16 yaşımdayken keşfettim. Yaşamımın o dönemlerinde bir sürü liste yapmaya başladım. Yapmayı kafaya koyduğum şeylerin listeleri ; Microsoft sertifikası almak, Gitar çalmayı öğrenmek, gibi… Bu sayısız listeden biri seyahat ve egzotik diyarlar üzerineydi. Gitmek istediğim yerleri insan elinden çıkmış yerler ve doğal yerler diye iki kategoriye ayırmıştım. Galapagos Adaları ve Angkor Wat bu listenin en tepesindeydi. Çünki Angkor benim için devasaydı. Geometrisi çok ilginçti. Hendekleri,rezervuarları,duvarları ve tüm şehri saran ağaç kökleri beni cezp etti. En kısa zamanda Angkor’u görmem gerektiğine karar verdim

Angkor’a ilk listemi yapmamdan ancak 4 yıl sonra 20 yaşında gidebildim. Dökülen mimari yapıları hem ayakta tutan, hem de bu kayalardan destek alan ağaçların fotoğrafları muhteşemdi. Görünüşte terk edilmiş gibi durmasının önündeki sır perdesi, bir yandan da Kızıl Khmer güçlerine ve sıtmaya duyduğum korku, ziyaretimin bende uyandırdığı duygu gelgitini güçlendirmişti.Angkor Yeryüzünde insan elinden çıkmış en muhteşem yerlerden biri. Burası hala başı tıraşlı , safran renkli cübbe giyen, yabancılara utanarak, yan yan bakan kişilerin yaşadığı biryer.

Angkor’u 1858 ‘de Fransız doğabilimci Henri keşfetmiş.

Mimarisi suyla, duvarlarla, merdivenlerle ve benzersiz boyut ve özellikle tapınaklarla biçimlenmiş bir kent. Angkor ayrıca insanı tamamen dönüştüren bir yer. Cangıl ve kalıntıları, muazzam ve gizemli bir uyum içinde, sarmaş dolaş. Ayrıca Angkor Wat’ın tepesinden güneşin batışını izlemek, her gezgin için en olağanüstü deneyimlerden biri olsa gerek. Kamboçya’nın kuzeybatısında bulunan bu şehre 9 ila 13’üncü yüzyıllar arasında 25 kadar Khmer Kralı art arda başkentler kurmuş.

Modern Kamboçya’dan önce gelen Khmer kralları kısmen günümüz Vietnam, Laos ve Tayland topraklarını kapsıyormuş. Hindu tanrısı Vişnu adına inşa edilen Angkor Wat, Khmer İmparatorluğu’nun çökmesiyle bir Budist mabedine dönüşmüş. 1431 ‘de Siyamlılar (günümüz Tayland’lıları) Khmer başkentini yağmalayınca, Angkor terk edilmiş. Cangılın kapladığı “kayıp kent”i 1858 ‘de Fransız doğabilimci Henri keşfetmiş.

Angkor’u 2004 yılından bugüne birçok kez ziyaret etme fırsatı buldum, grup geziler düzenledim. Bu ihtişamlı atmosferi benimle paylaşan tüm dostlarım ile ortak kanatimiz hep aynı oldu. Angkor “ Oradayken gerçek değilmiş gibi gelen, oradan ayrıldıktan sonra da özlemini çekeceğiniz kadar gerçek, rüya gibi bir yer”

Kamboçya hakkında ayrıntılı bilgi için Kamboçya Gezi Rehberi sayfamı ziyaret edebilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here